Türkiye Kayısı Tarımının Sorunları

Türkiye Kayısı Tarımının Sorunları
Üretim Aşamasında Karşılaşılan Sorunlar
1- Tüm dünyada olduğu gibi kayısı kayısı yetiştiriciliğinin en önemli sorunu
ilkbahar geç donlarıdır. Kayısı ağaçları ilkbahar geç donlarından önemli ölçüde
zarar görmekte ve çoğu yıl rekolteyi geç donlar tayin etmektedir. Özellikle son
yıllarda kuru kayısının ekonomik getirisinin artması ile birlikte Malatya'da
kayısı bahçeleri uygun olmayan iklim bölgelerine kaymıştır. Bu alanlarda
kurulan bahçeler bazen üst üste, bazen de 2–3 yılda bir meydana gelen ilkbahar
geç donlarından zarar görmektedir. ilkbahar geç donlarından korunmanın en
etkili yolu, don tehlikesinin bulunduğu rutubetli, taban araziler ve soğuk
havanın biriktiği vadi içlerinde kayısı bahçesi tesis edilmemesidir. Fakat her
şeye rağmen don riski bulunan bir bölgede kayısı bahçesi tesis edilmişse
donlardan korunma yöntemlerinin dikkatlice uygulanması gerekir (Asma ve
ark. 1994, Doğan ve Asma 2007, Gezer ve ark. 2009).
2- Ülkemizde kaliteli ve ismine doğru olarak üretilmiş yeterli sayıda kayısı
fidanı bulmak oldukça zordur. Bazı fidancılar kaynağı belli olmayan aşı
kalemleri kullanmakta veya aşısız fidan satışı yapmaktadır. Devlet ve özel
fidanlıkların sertifikalı fidan üretimine ağırlık vermesi gerekir. Kayısı fidanı
üreten işletmelerde mutlaka aşı kalem parsellerinin kurulması ve bu parsellerin
ilgili kurumlar tarafından sık sık kontrol edilmesi gerekmektedir. Verim ve
kalite düşüklüğünün ortadan kaldırılması için yeni kurulacak bahçelerde kayısı
fidanlarında sertifikalı olma şartı aranmalıdır (Asma 1994).
3- Kuru kayısı üretiminin yoğun olarak yapıldığı Malatya’da meyve hasadı
dalların uzun sopalarla çırpılması veya silkelenmesi suretiyle özel brandalar
üzerine yapılmaktadır. Hasat sırasında olgun meyvelerin yanı sıra ham
meyveler de dökülmekte, bir sonraki yılda meyve verecek gözler zarar
görmekte, yaralanan dallar hastalıkların girişi için uygun ortam
hazırlanmaktadır. Bu yüzden en ideal hasat el ile yapılan hasattır. Fakat büyük
kayısı bahçelerinde el ile hasadın pahalı ve hasat döneminin kısa olması
nedeniyle el ile yapılan hasat her zaman mümkün olmadığından makinalı hasat
imkanlarının araştırılması gerekir. Makinalı hasat kayısıda işçilik maliyetinin
azaltılması ve kayısı işletmelerinin büyümesi bakımından önem taşımaktadır
(Gezer 2005, Gezer ve ark. 2009).
4- Kayısının doğal sarı renginin korunması ve depoda fumigant özelliği
göstererek fermantasyon ve böcek zararının önlenmesi için yaş kayısılar 
49
kurutulmadan önce kükürtlenmektedir. Kuru kayısı ithal eden ülkelerin
ithalatına izin verdikleri kükürt miktarı AB ülkelerinde 2000 ppm, ABD,
Avustralya 3000 ppm, Kanada 2500 ppm’dir. Resmi Gazetede 16.11.1997
tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksine göre kuru
kayısıda maksimum kalıntı kükürt miktarı 2000 ppm olarak belirlenmiştir
(Asma ve ark. 2005).
Kayısı Üreticisi rekoltenin fazla olduğu yıllarda ürünü daha uzun süre
depolamak ve fiyat dalgalanmalarından faydalanmak amacıyla fazla kükürt
kullanma eğilimindedir. Ancak son yıllarda kuru kayısı ithal eden ülkelerin
aşırı kükürde olan hassasiyetleri artmıştır. Düşük kükürtlü kuru kayısıların
uzun süre muhafazası için soğuk hava depolarına ihtiyaç vardır. Ayrıca kayısı
ticaretiyle uğraşanların düşük kükürtlü kayısıları satın alma konusundaki
tavırlarını netleştirmesi, bunu açıkca ilan etmeleri ve sözleşmeli üretime
geçmeleri kükürt sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır.
Kuru kayısıdaki kükürt miktarı son yıllarda en çok tartışılan konular
arasında yer almaktadır. Rengin muhafaza edilmesi ve çeşitli mikroorganizma
zararının önlenmesinde kuru kayısı için vazgeçilmez katkı maddesi olan
kükürdün belirli miktarda alınması halinde insan vücudunda tehlike
oluşturduğu konusunda herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. 60 Kg ağırlığında
ergin bir insanın günlük 42 mg kükürt alması halinde sağlık açısından herhangi
bir sorunun ortaya çıkmadığı araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Kuru
kayısıdaki 2000 ppm kükürdün önemli bölümü bağlı durumda ve sülfata
dönüştüğü düşünüldüğünde 42 mg kükürdü karşılayacak kayısı sayısının en az
6–8 adet olduğu açıkça görülür (Ural 1995).
5- Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da yapılan araştırmalarda kayısı ağaçlarında
şarka virüsü tespit edilmiştir. Avrupa’da kayısı tarımı yapılan birçok ülkede
çok ciddi sorun haline gelen şarka hastalığının ülkemizde yayılmaması için sıkı
tedbirlerin alınması gerekmektedir. Sıkı iç karantina tedbirlerinin uygulandığı
Malatya’da şarka virüsüne rastlanmamıştır. Malatya iline sert çekirdekli fidan
girişi yasaktır. Üreticilerin bu hastalığa karşı son derece hassas olması
Malatya’daki kayısı bahçelerinin hastalıklarıyla bulaşık haline gelmemesi
bakımından önem arz etmektedir (Elibüyük 2004, Asma ve ark. 2007a,
Çağlayan ve ark. 2008, Anonim 2009).
6- Malatya’da kayısı işletmelerinin büyük çoğunluğu 30–40 dekar büyüklükte
ve aile işletmelerinden oluşmaktadır. Bu durum yeterli mekanizasyon parkı, 
50
teknik elaman istihdamı, işletmenin profesyonelce yönetilmesine engel
olmakta, karlılığın düşmesine yol açmaktadır (Gezer ve ark. 2009).
Pazarlama Aşamasında Karşılaşılan Sorunlar
1- Kuru kayısının yurt içi ve yurtdışında yüksek fiyattan alıcı bulması ve yeni
pazarların geliştirilmesi için kayısının beslenme ve insan sağlığı açısından
önemi geniş kitlelere doğru bir şekilde tanıtılması gerekir. Nitekim ülkemizde
üretilen kuru kayısının yaklaşık % 80-85’lik kısmı ihraç edilmesine karşılık
sadece % 10-15’lik gibi çok az bölümü yurt içinde tüketilmektedir.
Bilindiği gibi meyve seçimi ve tüketimi ile ilgili davranışlar öğrenilmiş
davranışlar olup, bu davranışların değiştirilmesi güç ve yavaş işleyen bir
süreçtir. Bu bakımdan bireylerde kayısı tüketim alışkanlığının kazandırılması
için beslenme eğitim programları düzenlenmeli, televizyon, radyo gazete ve
internet gibi çeşitli iletişim araçlarında kayısının faydalarını anlatan reklam
çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
2- Kuru kayısı başta ABD, Rusya Federasyonu, Almanya, İngiltere, Fransa,
Hollanda olmak üzere yaklaşık yüz ülkeye ihraç edilmektedir. Önümüzdeki
yıllarda Avrupa Birliği ülkeleri ile ABD’ye yapılan kuru kayısı ihracatının
sınırlı artış göstereceği düşünülerek yeni pazarların aranmasına ağırlık
verilmelidir. Yeni pazarlar olarak özellikle Uzakdoğu ülkeleri gelecek vaat
etmektedir. Bu amaçla yurtdışında yapılan gıda fuarlarına katılarak hem
tanıtım hem de promosyon çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
3- Ülkemizde kayısı ile ilgilenen kamu kurum ve kuruluşlarını, üretici ve
ihracatçı derneklerini bir çatı altında toplayacak “Ulusal Kayısı Konseyi”
kurulması çalışmalarının tamamlanması ve Kayısı Konseyinin aktif hale
getirilmesi önem taşımaktadır. Güçlü bir Kayısı Konseyi kayısının yurtiçi ve
yurtdışı tanıtım, reklam ve promosyon çalışmalarını üstlenerek kayısı tüketimi
ve kayısıdan elde edilecek gelirin artırılmasına önemli katkılara sağlayabilir.
4- Hollanda, İspanya, Fransa ve İsrail gibi ülkeler Türkiye'den 12.5 kg’lık
paketler halinde ithal ettikleri kuru kayısı 100, 250, 500 ve 1000 g gibi daha
küçük paketler halinde ambalajlayıp başka ülkelere ihraç etmektedirler.
Dökme tabir edilen 10–12.5 kg'lık paketler yerine, kuru kayısının daha küçük
ambalajlarda direkt tüketiciye ulaştırılması için güçlü bir organizasyona ihtiyaç
vardır. Kuru kayısının küçük ambalajlarda ihraç edilmesi durumunda hem 
51
kayısı daha yüksek fiyattan pazarlanmış olacak hem de kayısının paketlenmesi
sırasında işgücü istihdamı sağlanacaktır.
5. Kuru kayısı üretimi ve ihracatında tekel olmamıza rağmen çoğu kez
pazardaki kuru ve yaş kayısı fiyatını alıcı belirlemektedir. Yaş ve kuru kayısı
fiyatlarının aşırı yükselmesi uzun vadede bazı sakıncaları da beraberinde
getireceği düşünülerek birim alandan kayısı verim ve kalitenin yükseltilmesi
çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
6- Kuru kayısının hammadde şeklinde satışı yerine kayısıdan yeni ihraç
ürünleri geliştirilmesi (konserve, pulp, doğranmış, dondurulmuş kayısı) ve
ürün çeşitlendirilmesine ağırlık verilmelidir.
7- Kayısının insan sağlığı açısından faydalarını ortaya koyan ayrıntılı
araştırmaların yeterli ölçüde yapıldığını söylemek pek mümkün değildir.
Kayısının insan sağlığına etkileri konusunda yapılacak çalışmaların iletişim
araçları vasıtasıyla insanlara duyurulması kayısının tanıtımına önemli katkılar
sağlayacaktır.
8- Ülkemizin yaş kayısı ihracatında son yıllarda ciddi artışlar meydana
gelmiştir. Türkiye kuru kayısıda olduğu gibi yaş kayısı ihracatında lider
olabilcek potansiyele sahiptir. Zira Akdeniz ve Ege bölgesi erkenci, İç ve
Doğu Anadolu Bölgeleri ise orta ve geç olgunlaşan kayısı yetiştiriciliğine son
derece uygundur. Islah çalışmaları ile iri, kırmızı renkli ve şeker içeriği yüksek
yeni kayısı çeşitleri geliştirildiği taktirde Türkiye yaş kayısıda zirveye oynayan
bir ülke konumuna gelecektir.
Birkaç yıl öncesine kadar yaş kayısı ihracatında % 75-80’lik paya sahip
Fransa, İspanya, İtalya ve Yunanistan’da şarka sorunu ile mücadele etmeye
çalışılmaktadır. Ülkemiz sahip olduğu ekolojik potansiyel nedeniyle yukarıda
bahsedilen ülkelere göre daha fazla avantaja sahiptir. Ülkemizin kuru kayısı
ticaretinde olduğu gibi yaş kayısı ticaretinde de lider ülke olma şansının iyi
değerlendirilmesi gerekir.